BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM - Rahmân ve Rahîm olan Allah\'ın adıyla...O peygamber de kendisine Rabbinden indirilene iman etti,Mü\'minler de (onlardan) her biri Allah\'a,onun meleklerine,kitaplarına,peygam berlerine inandı."Onun(Allah\'ın) peygamberlerinden hiç birini diğerlerinin arkasından ayırmayız(hepsine inanırız),dinledik,(kabul ettik)emrine itaat ettik,Ey Rabbimiz,mağfiretini isteriz.Son varışımız ancak sanadır" dediler.Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez.Herkesin kazandığı hayır faidesine,yaptığı şer kendi zararınadır."Ey Rabbimiz,unuttuk,yahut yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme.Ey Rabbimiz,bizden evvelki ümmetlere yüklediğin gibi üstümüze ağır bir yük yükleme,Ey Rabbimiz takat getiremeyeceğimizi bize taşıtma.Bizden sadır olan günahları sil,bağışla,bizi esirge.Sen mevlamızsın bizim.Artık kafirler ruhuna karşı bize yardım et."

Bana bir masal anlat BBP; İçinde tahsilât olsun!

MUSTAFA PEHLİVANOĞLU MU?

Xocalı soyqırımı

Kozmik Siyaset

Az bilinen bir Türk topluluğu : Türkler

HAKKI SAVUNMAK

BAŞBAKAN’IN TİMSAH GÖZYAŞLARI

ÜLKÜCÜLÜK ŞEREFTİR

ÜLKÜCÜLERE NEYİ HATIRLATIYORSUNUZ?

Türk Kızı

Almila SÜYÜNBİKE
HAMIMIZ AZERİYİK
Tarih: 25 Şubat 2010 Perşembe

Evet… Hamımız Azeriyik…
Hele bugün daha derinlerden HAMIMIZ AZERİYİK.
Bugün 26 Şubat 2010, HOCALI katliamının 18. yıldönümü. Dünya tarihinde eşine az rastlanan, bir gecede bir köyün yakıldığı, piçleşmiş bir zihniyetin şaha kalktığı bir gün….
Hocalı Köyü, Dağlık Karabağ’ın Yukarı Karabağ bölgesinde 936 km2’lik alana sahip ve 2.605 aileden ibaret 11.356 kişinin yaşadığı bir Azeri köyü.
Bölgenin tek havaalanının ve önemli demiryolu ağının geçtiği köy.
Köy, taşıdığı stratejik önemden dolayı Ermenilerin “Sözde Büyük Ermenistan İdeali” için vazgeçilmezi.
Azerbaycan silahlı kuvvetlerinin korumasından uzak, hafif silahlı 150 kişinin yaşadığı bir bölge.
Ermenistan Silahlı Kuvvetleri 1992 yılının 25 Şubatı 26 Şubata bağlayan gecesinde yani bundan 18 yıl önce bölgedeki Rus 366. alayın da desteği ile önce giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı köyünde sivil, kadın, çocuk, yaşlı ayırımı yapmadan resmi rakamlara göre 613 kişiyi katletmiştir. Katledilenlerin 83’ü çocuk, 106’sı kadın ve 7’si ise yaşlıydı. Bu dönemde Hocalı’da bulunan Ahıska Türkleri de evlerinden alınıp katliama tabii tutulmuşlardır. Yaralı sayısı 1000’den fazladır. Normalde en şiddetli savaşlarda dahi savaş dışında tutulan, dokunulmayan bu kesime Ermeniler yaşlı, kadın ve çocuk demeden acımasız işkenceler yaparak katletmiştir. Bu katliamdan toplam 487 kişi ağır yaralı olarak kurtulmuştur. 1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, kulakları, burunları ve kafaları ile vücutlarının çeşitli uzuvlarının kesildiği görülmüştür. Aynı vahşetten hamile kadınlar ve çocuklar bile nasibini almıştır.
2 Ermeni askerinin ağaca bağlanmış hamile kadını süngü ile deşerek, doğacak çocuğun cinsiyeti üzerine yazı tura attıkları katliamdır, daha küçük ve saçsız olduğundan sürülmesi rahat olur düşüncesi ile kesilen çocuk başının top yapıldığı katliam.
Katliam sonrası Azeriler, Rahmetli Necip Fazıl’ın deyimiyle “öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya” durumuna düşmüşler, işgal edilen topraklarına dönme ümidiyle Azerbaycan varoşlarında, çadırlarda, okul bina ve pansiyonlarında, vagonlarda, koruluklarda yaşamaya başlamışlardır. Sadece Hıristiyan toplumların hak ve özgürlük mücadelelerinde ehil olan Birleşmiş Milletler dahil tüm sivil toplum örgütleri, sözde İnsan Hakları Komiteleri işgal ve katliama seyirci kalmış, büyük Ermenistan depreminde sırf Ermenistan’a gidiyor diye tahıl yardımını taşımayı protesto eden Mersinli hamallar kadar duyarlı olamamışlardır. Hocalı katliamı, tüm dünya kamuoyunda yarattığı derin yankıya rağmen TBMM’nin herhangi bir oturumunda, hala daha bir SOYKIRIM olarak tanımlanamamıştır.
SOYKIRIM kavramının tam anlamıyla “anlam” kazandığı bu olayda, ısrarla bu sıfat kullanılmamaya özen gösterilmiş, genelde ödüllü ! edebiyatçılarımızın ağzından Fransız Parlamentosunda kullanılması alışıla gelmiştir.
Katliama tanık olan bir gazeteci, yaşananları şu şekilde aktarmaktadır:
“Dağlık Karabağ’ın Hocalı kentinin düşüşünü bir gün boyunca yaşadım. Görüntülerle belgeledim ve video çekimleriyle bir günde 1.300 Azerbaycan Türk’ünün Ermeni çetecilerce öldürülüşünü bütün dünyaya duyurdum. Hocalı katliamı anlatılamaz bir vahşetti. Azerbaycan yönetimi ve Cumhurbaşkanı Ayaz Mütellibov, olayı dört gün boyunca kamuoyundan gizlemeye çalıştılar. Bütün Azerbaycan şok olmuştu. Ermeni bıçaklarından, kurşunlarından kurtulmayı başaranlar; kadınlar, çocuklar, ihtiyarlar karlı dağlarda tipi altında Agdam’a gelmeyi başardıklarında çoğunun ayakları donmuştu. Bazılarının ayakları ise kangrenden dolayı kesilmişti. Ermeniler vahşetin her türlüsünü sanki ibret olsun, örnek olsun diye yapmışlardı. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzleri jiletlerle doğranmış, genç kadınların göğüsleri peynir gibi kesilmiş, bebeklerin kafa derileri yüzülmüştü. Hocalı ile Agdam arasındaki 12 kilometrelik orman boyunca cesetler dizilmişti.”
Tüm bu yaşananların sorumlusu Ermeni Taşnaksütyun Cemiyeti ileri gelenlerinden Robert Koçaryan’dır. Koçaryan, yaptıkları için onurize edilmiş 20 Mart 1996 ‘da Ermenistan başbakanı daha sonra da aşırı milliyetçilerin desteği ile 30 Mart 1998 tarihinde Ermenistan devlet başkanı olmuştur.
HOCALI KATLİAMINDA katledilen soydaşlarımızı rahmetle anıyor, tanımsız bir kurşun ile ölen Ermeni yazara gösterilen mesainin; Karabağ’a, Kelbecer’e, Şuşa’ya, Fuzuli’ye, Ağdam’a, Hocalı’ya gösterilmesini bekliyoruz.
Unutulmasın ki…
Türk Ölür…
Ama Türklük Asla Ölmez !!!



  
Almila SÜYÜNBİKE
[ Almila SÜYÜNBİKE Diğer yazılarını okumak için tıklayınız. ]


Bu köşe yazısı 226 defa okundu. Toplam 554 kelime

Haberi ... Bookmark Ağına Ekle.

BlinkList del.icio.us FaceBook Folkd Furl Google Linkarena Mister Wong oneview Webnews Yahoo MyWeb YiGG