Tarih: 25 Şubat 2010 Perşembe
Evet… Hamımız Azeriyik…
Hele bugün daha derinlerden HAMIMIZ AZERİYİK.
Bugün 26 Şubat 2010, HOCALI katliamının 18. yıldönümü. Dünya tarihinde eşine az
rastlanan, bir gecede bir köyün yakıldığı, piçleşmiş bir zihniyetin şaha
kalktığı bir gün….
Hocalı Köyü, Dağlık Karabağ’ın Yukarı Karabağ bölgesinde 936 km2’lik alana sahip
ve 2.605 aileden ibaret 11.356 kişinin yaşadığı bir Azeri köyü.
Bölgenin tek havaalanının ve önemli demiryolu ağının geçtiği köy.
Köy, taşıdığı stratejik önemden dolayı Ermenilerin “Sözde Büyük Ermenistan
İdeali” için vazgeçilmezi.
Azerbaycan silahlı kuvvetlerinin korumasından uzak, hafif silahlı 150 kişinin
yaşadığı bir bölge.
Ermenistan Silahlı Kuvvetleri 1992 yılının 25 Şubatı 26 Şubata bağlayan
gecesinde yani bundan 18 yıl önce bölgedeki Rus 366. alayın da desteği ile önce
giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı köyünde sivil, kadın, çocuk, yaşlı ayırımı
yapmadan resmi rakamlara göre 613 kişiyi katletmiştir. Katledilenlerin 83’ü
çocuk, 106’sı kadın ve 7’si ise yaşlıydı. Bu dönemde Hocalı’da bulunan Ahıska
Türkleri de evlerinden alınıp katliama tabii tutulmuşlardır. Yaralı sayısı
1000’den fazladır. Normalde en şiddetli savaşlarda dahi savaş dışında tutulan,
dokunulmayan bu kesime Ermeniler yaşlı, kadın ve çocuk demeden acımasız
işkenceler yaparak katletmiştir. Bu katliamdan toplam 487 kişi ağır yaralı
olarak kurtulmuştur. 1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur.
Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı,
gözlerinin oyulduğu, kulakları, burunları ve kafaları ile vücutlarının çeşitli
uzuvlarının kesildiği görülmüştür. Aynı vahşetten hamile kadınlar ve çocuklar
bile nasibini almıştır.
2 Ermeni askerinin ağaca bağlanmış hamile kadını süngü ile deşerek, doğacak
çocuğun cinsiyeti üzerine yazı tura attıkları katliamdır, daha küçük ve saçsız
olduğundan sürülmesi rahat olur düşüncesi ile kesilen çocuk başının top
yapıldığı katliam.
Katliam sonrası Azeriler, Rahmetli Necip Fazıl’ın deyimiyle “öz yurdunda
garipsin, öz vatanında parya” durumuna düşmüşler, işgal edilen topraklarına
dönme ümidiyle Azerbaycan varoşlarında, çadırlarda, okul bina ve
pansiyonlarında, vagonlarda, koruluklarda yaşamaya başlamışlardır. Sadece
Hıristiyan toplumların hak ve özgürlük mücadelelerinde ehil olan Birleşmiş
Milletler dahil tüm sivil toplum örgütleri, sözde İnsan Hakları Komiteleri işgal
ve katliama seyirci kalmış, büyük Ermenistan depreminde sırf Ermenistan’a
gidiyor diye tahıl yardımını taşımayı protesto eden Mersinli hamallar kadar
duyarlı olamamışlardır. Hocalı katliamı, tüm dünya kamuoyunda yarattığı derin
yankıya rağmen TBMM’nin herhangi bir oturumunda, hala daha bir SOYKIRIM olarak
tanımlanamamıştır.
SOYKIRIM kavramının tam anlamıyla “anlam” kazandığı bu olayda, ısrarla bu sıfat
kullanılmamaya özen gösterilmiş, genelde ödüllü ! edebiyatçılarımızın ağzından
Fransız Parlamentosunda kullanılması alışıla gelmiştir.
Katliama tanık olan bir gazeteci, yaşananları şu şekilde aktarmaktadır:
“Dağlık Karabağ’ın Hocalı kentinin düşüşünü bir gün boyunca yaşadım.
Görüntülerle belgeledim ve video çekimleriyle bir günde 1.300 Azerbaycan
Türk’ünün Ermeni çetecilerce öldürülüşünü bütün dünyaya duyurdum. Hocalı
katliamı anlatılamaz bir vahşetti. Azerbaycan yönetimi ve Cumhurbaşkanı Ayaz
Mütellibov, olayı dört gün boyunca kamuoyundan gizlemeye çalıştılar. Bütün
Azerbaycan şok olmuştu. Ermeni bıçaklarından, kurşunlarından kurtulmayı
başaranlar; kadınlar, çocuklar, ihtiyarlar karlı dağlarda tipi altında Agdam’a
gelmeyi başardıklarında çoğunun ayakları donmuştu. Bazılarının ayakları ise
kangrenden dolayı kesilmişti. Ermeniler vahşetin her türlüsünü sanki ibret
olsun, örnek olsun diye yapmışlardı. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzleri
jiletlerle doğranmış, genç kadınların göğüsleri peynir gibi kesilmiş, bebeklerin
kafa derileri yüzülmüştü. Hocalı ile Agdam arasındaki 12 kilometrelik orman
boyunca cesetler dizilmişti.”
Tüm bu yaşananların sorumlusu Ermeni Taşnaksütyun Cemiyeti ileri gelenlerinden
Robert Koçaryan’dır. Koçaryan, yaptıkları için onurize edilmiş 20 Mart 1996 ‘da
Ermenistan başbakanı daha sonra da aşırı milliyetçilerin desteği ile 30 Mart
1998 tarihinde Ermenistan devlet başkanı olmuştur.
HOCALI KATLİAMINDA katledilen soydaşlarımızı rahmetle anıyor, tanımsız bir
kurşun ile ölen Ermeni yazara gösterilen mesainin; Karabağ’a, Kelbecer’e,
Şuşa’ya, Fuzuli’ye, Ağdam’a, Hocalı’ya gösterilmesini bekliyoruz.
Unutulmasın ki…
Türk Ölür…
Ama Türklük Asla Ölmez !!!
Almila SÜYÜNBİKE [ Almila SÜYÜNBİKE Diğer yazılarını okumak için tıklayınız. ]
Bu köşe yazısı 226 defa okundu. Toplam 554 kelime
|