Tarih: 17 Şubat 2010 Çarşamba
Geçen günlerde bir omurgasız adam, köşesinde ülkücü İslamcı kıyaslaması
yapmış. Gülerek yazıyı okudum, yazarın kişiliğini düşününce bu konuda bir yazıda
biz hazırlayalım dedim. Ama yazılacak yazının başlığı mutlaka değişmeli idi.
İslamcı, eğer İslam’ı sömüren İslam’ı istismar eden anlamına geliyorsa amenna
buna kimsenin diyeceği yok ama burada kastedilen ‘İslam temelli, İslam
referanslı’ anlamı yüklenilmek ve buradan kendilerine paye çıkarmak istedikleri
için bizim başlığımız ve yazımız aşağıdaki gibi olacak.
Ülkücü ve münafıklar
Ülkücü, bir kıza talip olursa o kızı alır. Alamazsa, vermezlerse kaçırır.
Münafık bir kıza talip olur ( bu kız liderinin kızıdır, lideri; -haddini bilsin
yanaşma- der, münafık olayın şokuyla tüm geçmişine sövmeye tüm kutsallarını
reddetmeye başlar, ipten saptan kazıktan kaçar)
Ülkücü genellikle Türkü dinler, türküler onun genlerindeki kültür haritasıdır.
Duygularının şaha çıktığı bu anlarda coşkusunu zirve yaptırmak için yalnız
olmayı ister. Türküler çünkü Türk’ü söylerler.
Münafık arabesk şarkılardan çevirme iğrenç ilahiler dinler o kadar iğrençtir ki
kendisi de nefret eder. Bu dinlediği müzik Allah için dayanılacak gibi değildir.
Münafık ta bunu kalabalık ortamlarda dinler arabasının torpido gözünde özel bir
yerde durur. Arabasına yabancı biri bindimi hemen o CD takılır. O kusmuk
melodileriyle kendini Müslüman göstermektir maksadı. Ne din bilir şerefsiz, ne
diyanet.
Ülkücü aşktan ve ruhtan uzak hamaset sohbetlerini sevmez. Kutsallarına uzanan el
varsa düşünmez o eli kırar. Kıramıyorsa ortamda şerefsizce durmaz, kendi
kırılır. Şehitlik payesi omuzlarında Resulullah’a doğru yürür gider. Bunları
yaparken en yakınları dahi bu kutsal cihadından o an haberdar olmaz.
Münafık sürekli ezberlediği ayetleri okur. Bu ayetler hep cihattan bahseder
sürekli cihat için etrafından mühimmat toplar, bu mühimmat genellikle para olur.
Münafığın karısının örtüsünü açarlar sesi çıkmaz sakalını keserler dili tutulur.
Münafığın ırzına geçseler dahi hala cihat etmek için hazırlığını tamamlayamaz.
Böcekler gibi her seferinde gözden kaybolur deliğinden inine süzülür. En ufak
zarar görmez, sürekli o cihat için biriktirdiği mühimmat artar ama şerefi ve
haysiyetinin bittiğinden habersizdir.
Ülkücü gariban bir gönül adamıdır, dünyayla dünyalıkla işi olmaz dünyaları
kendisine verseniz Leyla’nın adını vermez size, Mecnundur çünkü Leyla’sına.
Leyla’sına zarar geldiğini görürse meczup olur, kendini de karşısındakini de
imha eder. Dünya ve onun iktidarı sadece Leyla’yı hoş tutmak içindir.
Münafık itin hiçbir zaman aşkı ,davası olmamıştır. Her gelen iktidarla mutlaka
bir şekilde masaya oturur. O masanın servisini de sevdalısına yaptırır. İktidara
yaklaşabilmek için gerekirse münafık o masanın peçeteciliğine de soyunur.
Liberal, Marksist, sağcı solcu hiç fark etmez herkesle ortak olur anlaşır,
sadece fiyatının ödenmesi onun için yeterlidir.
Ülkücü iman ehli her mümin kardeşini Allah’ın kendisine emaneti sayar. Ona nasıl
hizmet edeceğini bilemez ‘yedeği olmayan’ ekmeğini onunla bölüşür. Mümin
kardeşlerinin tüm eksikliklerine canı acıyarak sabreder onlara dua eder.
Münafığın en büyük düşmanı ülkücüdür. Ülkücüyü her gördüğü yerde ayaklarını
yalamaktan büyük zevk alır. Ülkücünün duymayacağına kesin olarak emin olduğu
ortamlarda tüm kutsallarını araya koyarak ülkücünün kafir olduğuna şahitlik
eder. Fitnenin en büyük daniskası neyse onu çıkarmak için kendini parçalar.
Ülkücü parayı tanımaz genellikle ticaret konusunda sınıfta kalmıştır.
Münafık tescilli bir tacir, zekatsız büyük bir kapitalisttir.
Ülkücü tarihine aşıktır ceddiyle her zaman gurur duyar, köksüz olan hiçbir şeyin
ayakta kalamayacağını bilir. Soysuz olmak, nesli rezil olmak piç olmaktır ülkücü
için. Soyu en büyük iftiharı, Resulünün önünde gurur vesikasıdır.
Münafık soy konusu açılınca asil olan her şeye düşman kesilir. Kırma bir döl
olduğu için, devşirme olduğu için hatta dönmeliği tescilli olduğu için güzel ve
duru olan her şeye düşmandır. Koskoca Türk alemi garip beklerken, piç olmanın
verdiği hafiflikle ermeni ya da Yunanla ya da İsrailli ile harman olmak onun
için dayanılmaz mutluluktur.
Ülkücü camiye her zaman ilk gelenler arasındadır, fakat namazı her zaman en son
saflarda kılar. Camide olduğunun farkına bile varmazsınız. Farz olmasa namazını
da gizli kılacaktır ama farz farzdır, cemaat esastır.
Münafık her namazdan 1 2 saat önce kollarını sıvar, pantolonun paçalarını dizine
kadar toplar ayağın da terlikle abdest almadan önce en az bir saat bu şekilde
çarşıda pazarda sokakta evde dolaşır. Namaz kılacağını görmeyen kimse kalmaz.
Çok çirkin sesine rağmen eğer yüz bulabilirse müezzin olmak ister.
Ülkücü sofraya hep sonra oturur. Şükredip en erken kalkar. Kalktığında
çoğunlukla açtır.
Münafık sofranın her zaman ilk misafiridir. Ve her zaman yemeği sünnetleyen
odur. 3 kişinin yediğini yer ama şükrettiğini gören olmamıştır. Yeme içme ile
ilgili sahih ya da yalan yanlış ne kadar ayet hadis varsa hepsini ezbere bilir.
Münafığı ve ülkücüyü Allah izin verirse anlatamaya devam edeceğim şimdilik selam
ve dualarımla yazımıza ara veriyorum
T.T.K
Alper Kağan Üçer alperkagan@kutludava.org[ Alper Kağan Üçer Diğer yazılarını okumak için tıklayınız. ]
Bu köşe yazısı 363 defa okundu. Toplam 684 kelime
|